Rehberlik

REHBERLİK
Anaokulumuzun Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Birimi, öğrencilerin psikososyal, duygusal, bilişsel, dil ve bedensel gelişimlerini desteklemeyi hedeflemektedir.
Okulumuzda psikolog tarafından yapılan çalışmalar:
Bireyi Tanıma Çalışmaları:
Çocuğun içinde yaşadığı aile ortamı ve bulunduğu sosyal grup öğrenciyi tanımak için önemlidir. Bu nedenle, grup içi gözlemleri, öğretmeni ile konsültasyon çalışmaları, veli görüşmeleri ve çocuk ile bireysel görüşmeler yapılır. Gerekli durumlarda ise öğrencinin gelişimini belirlemek ve takip etmek amacıyla test ve envanterler uygulanır.
Öğrenci Gözlemi:
Psikoloğumuz tarafından rutin olarak yapılan gözlemlerdir. Çocuklarımızın; arkadaş ve öğretmen ilişkilerini, etkinliklere katılımını, kişilik özelliklerini, ve gelişimlerini takip etmek amacıyla düzenlenmektedir. Gözlem sonucunda edinilen bilgiler, velilerle yapılan bireysel görüşmelerde ve veli toplantısında değerlendirilir.
Öğrenci Görüşmeleri:
Görüşmelerin amacı, çocuğun gelişimini takip etmenin yanı sıra problem çözme becerisini, ilgi alanlarını, aile ve arkadaş algısını anlamaya ve desteklemeye yöneliktir. Çocuk ile yapılan görüşme, veli ve öğretmen görüşmelerinde değerlendirilir.
Veli Görüşmeleri:
Görüşmelerimiz gizlilik esasına dayanmaktadır. İlk görüşme, “Aile Tanıma Formu”nun değerlendirilmesi ile başlar. Devam eden süreç içerisinde, çocuğumuzun okula başladığı günden itibaren yapılan gözlemler (çocuğun okula uyumu, gelişim özellikleri, arkadaş ve öğretmen ilişkileri, ilgi alanları, güçlü ve zayıf yanları) hakkında veliye bilgi verilir. Velimizin çocuğu ile ilgili sorun yaşadığı alanlarda veli ile koordineli şekilde çalışmalar yapılır. Psikologumuz, veli görüşmelerini randevu sistemi ile gerçekleştirmektedir.
Aile Danışmanlığı:
Velimizin talebi üzerine, anne ve babanın birlikte katıldığı aile içi sorunlar ve çözümlerine dayanan psikolojik destek hizmetidir. Görüşmeler randevu sistemi ile gerçekleşmektedir.
Öğretmen Görüşmeleri:
Psikoloğumuzun rutin olarak öğretmenlerimizle bir araya gelip çocukların grup içerisindeki durum ve davranışlarını konu alan görüşmelerdir. Bu görüşmelerde, öğretmen ve psikoluğumuz çocuklarımızın sorunları ile ilgili ortak çözüm yolları geliştirirler.
Seminerler:
Sene içinde belirli dönemlerde, psikologlarımız tarafından ailelere ve personelimize yönelik çocuklarımızı gelişimsel olarak desteklemek amacıyla seminerler düzenlenir. Seminer konularımızdan birkaç örnek şöyledir: Gelişim Basamakları, Okul Fobisi, Davranış Sorunları ve Başetme Yöntemleri vb.
Makaleler:
Psikologlarımız tarafından velilerin pedagojik bilgi ihtiyacına göre hazırlanan çocuk ve aile ile ilgili yazılar internet sitesinde yayınlanıp, gerektiğinde velilerimize gönderilir.
Uyguladığımız Testler:
DANVER II GELİŞİMSEL TARAMA ENVANTERİ – Hacettepe Nöroloji Derneği tarafından Türkiye’ye uyarlanmış bir çalışmadır.0-6 yaş Grubu Çocukların gelişim aşamalarını değerlendirir.
LOUİSA DUSS Psikanalitik Hikayeler Testi – Çocukların Ruhsal Gelişim süreçlerini görmemizi sağlayan bir çalışmadır.10 adet hikayeden oluşmaktadır. Bu hikayelerin temaları; yetersizlikle baş edebilme, ayrılık kaygısı, süper ego gelişimi, oral/anal ve ödipal evreler, sütten kesilme, kardeş kıskançlığı, ölüm kavramının gelişimi, korkular, tuvalet eğitimi, opsesyonlar, rüyalardır.Her çocuk bu hikayeleri kendi iç dünyasındaki duruma göre yorumlamaktadır.

Rehberlik; öğrencinin kendisini tanıyarak ev, okul ve topluma uyum sağlaması, sağlıklı iletişim kurabilmesi, kendini doğru ifade edebilmesi, sorunlarına sağlıklı çözümler bulabilmesi, doğru kararlar verebilmesi, kendi hayatını kendisi yönlendirmesi, sonuçlarından sorumlu olması ve böylece kendini gerçekleştirmesi için, sosyal, psikolojik ve bilişsel gelişimini sağlıklı bir şekilde tamamlaması için uzman kişilerce bireye yapılan profesyonel yardım sürecidir.
AMACIMIZ
Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin amaçlarını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
Bireylerin problem çözme gücünü geliştirmesine, doğru kararlar verebilmesine, çevresi ile olumlu ilişkiler kurabilmesi için gerekli tutum ve beceri kazanabilmesine ve ruhsal yönden sağlıklı ve topluma faydalı olabilmesine ve kendini gerçekleştirebilmesine yardımcı olmaktır.
Bireyin kendisini fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönden tanımasına yardımcı olmaktır.
Türk Milli Eğitimi’ nin yöneltme sistemi içinde temel eğitimden başlayarak öğrencilerin yeteneklerine uygun bir programı seçmesine yardımda bulunmaktır.
Bireylerin toplumda gelişimi için okul içi ve dışı eğitim olanaklarını, meslekleri ve toplumun beklentilerini tanımasına yardım etmektir.

REHBERLİK ANLAYIŞINI OLUŞTURAN TEMEL İLKELER

Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri, tüm öğrencilere açıktır.
Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinde süreklilik ve gizlilik esastır.
Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinden yararlanmada gönüllülük esastır.
Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri eğitimin ayrılmaz ve tamamlayıcı bir yanını oluşturur.
Rehberlik anlayışı her türlü çalışması ile öğrenciyi merkeze alan bir eğitim sistemini öngörür.
Rehberliğin temelinde demokratik ve insancılbir anlayış vardır.
Rehberlik hizmetleri tüm bireylere yöneliktir.
Rehberlik hizmetlerinde bireyi birçok yönü ile tanımak ve bireyin güçlü yönlerini açığa çıkarmak esastır.
Rehberlik uygulamaları okulun amaç ve ihtiyaçlarına yönelik olmalıdır.
Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetinde kullanılan bütün yöntemler ve teknikler amaç değil; sadece araçtır.
Rehberlikte ilişkiler tek yönlü olmayıp, danışman ile danışanın karşılıklı saygı, hak, sorumluluk ve işbirliğine dayalı bir etkileşim ilişkisidir.
Rehberlik hizmetleri planlı, programlı, örgütlenmiş bir biçimde ve profesyonel bir düzeyde sunulmaktadır.

ÖĞRENCİYE YÖNELİK REHBERLİK ÇALIŞMALARI

Öğrenci Tanıma Çalışmaları: Okula yeni başlayan tüm öğrencilerimize okulu, sistemi, etkinlikleri tanıma çalışmaları kapsamında oryantasyon eğitimi verilmektedir. Okula geldiği ilk günden itibaren açılan öğrenci tanıma dosyası uygulanan test ve materyaller öğrenciyle birlikte büyüyerek yol almaktadır.

Özel Eğitim Çalışmaları: Okulumuzdaki üstün yetenekli ve üstün zekalı öğrenciler tespit edilerek gerekli kurumlara yönlendirilir. (RAM, BİLSEM…)

Bireysel Görüşmeler: Öğrencilerin her türlü soruları için çözüm bulmalarına destek olunmaktadır. Psiko – sosyal ve akademik başarıları desteklenmektedir.

Grup Görüşmeleri: Grup görüşmeleri ile öğrencilerin yaşadığı problemlerde yalnız olmadığı hissettirilerek, grup etkileşimi ile çözüme ulaşma fırsatı bulmaktadırlar.

İletişimi Geliştirme; Kendini, Çevreyi İlgi ve Yeteneklerini Anlama Tanıma: Uygulanan test ve gözlemlere göre kulüp çalışmalarına yönlendirilen öğrenciler ilgi ve yeteneklerini geliştirme ve projelerle kendilerini gösterme fırsatı bulmaktadır.

Sosyal Beceri Geliştirme Etkinlikleri: Öğrencilerimiz ilgileri doğrultusunda sosyal sorumlulukta üstlerine düşeni yapmayı davranış haline getirmeyi öğrenmektedirler.

Etkili Çalışma, Kaygı Kontrolü ile İlgili Çalışmalar: Öğrencilerimizin akademik başarıları için etkili ve verimli çalışma yöntemleri; kaygı kontrol ile ilgili çalışmaları bireysel ve grup halinde verilmekte; sonuçları takip edilmektedir.

VELİLERE YÖNELİK ÇALIŞMALAR

Velilerle Bireysel Görüşmeler: Öğrencilerimizin olumlu tutum ve davranışlar geliştirmelerinde ve başarıyı yakalamalarında okulumuzun sağladığı farkındalıkların tek başına yeterli olmadığı bu durumda anne ve babaların da bizlerle iletişim içerisinde olması görüşünü taşımaktayız.
Öğrencilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda ya da velimizin talebi durumunda randevu sistemiyle bireysel görüşmeler yapılmaktadır

.Okul –Aile Birliği Çalışmaları:
Veli Etkinlikleri (Geziler, Koro…)
Basılı Materyalle Bilgilendirme (Broşürlerimiz): İhtiyaca bağlı olarak, sık rastlanan problemlere yönelik hazırlanan broşürlerimiz, velilerimize, öğrencilerimizehalkaadağıtılmaktadır.
Sosyal Yardım Çalışmaları: Toplumsal bilinçle sosyal yardım için velilerimizle işbirliği için de ihtiyaç sahiplerine büyüyen yardımlarımızla ulaşmaktayız.

ÖĞRETMENLERE YÖNELİK EĞİTİMLER

Hizmet İçi Eğitim Çalışmaları: Eğitim sürekliliğine olan inancımızla kaliteyi yaşam biçimi olarak benimseyerek, değişen dünyaya hizmet içi eğitimlerle kendimizi aşarak katılıyoruz.
TKY Eğitim Çalışmaları: Toplam kalite bilincinde; öğretmenlerimizin katılımları için eğitimlerimiz devam etmektedir.
Sınıf İçi Rehberlik Çalışmaları: Sınıf rehber öğretmenleri, rehberlik servisiyle ortak çalışmalarını yıl boyu sürdürerek, akademik ve sosyal anlamda çocuklarımıza rehberlik yapmaktadır.
Rehberlik Etkinlikleri Kullanım Kılavuzları: Her yıl program dahilinde belirlenen rehberlik etkinlikleri ile öğrencilerin kendilerini ve çevrelerini tanıma, iletişim becerilerini kazanma amacı güdülmektedir.
Bireysel Destek Çalışmaları: Öğretmenlerimizin sınıf içinde yaşadıkları sorunlar konusunda, çözüme ulaşmalarında kendilerine bilgi ve destek verilmektedir.

SOSYAL BECERİ GELİŞTİRME ÇALIŞMALARI

Okulumuzda öğrencilerimize sınıf çalışmalarında, yemek sırasında, serbest zaman etkinliklerinde kuralları ve toplumsal normlar konusunda farklılık kazanmaları sağlanır. Bu kuralların öğrencilerimizde davranış haline dönüşebilmesi için çeşitli etkinliklerle desteklenir. Okulumuzda doğum günü partileri, yılbaşı partisi, renk partileri ve çocuklarımızın yaratıcılığıyla tak-takıştır partisi gibi etkinlikler gerçekleştirilmektedir.

KARAKTER EĞİTİMİ
Karakter eğitimi, bir durum karşısında mantığını kullanabilen çocuklar yetiştirmeyi hedeflemektedir. Karakter eğitimi süreci, belirlenen temel hedeflerin sistematik bir şekilde öğretilmesi, örnek teşkil edilmesi ve okul-aile işbirliğinin tutarlı bir yaklaşım benimsemesi ile gerçekleşir.
Anaokulu öğrencilerimizin gelişimi açısından önemli olduğunu düşündüğümüz; Saygı, Sevgi, Dostluk, Özgüven, Özdenetim, Hoşgörü, Yaratıcılık, Sorumluluk, Arkadaşlık, Doğruluk ve Yardımseverlik değerleri drama ve görsel etkinlikler ile işlenerek, bu değerlerle ilgili öğrencilerin farkındalık kazanmaları sağlanmaktadır. Öğrencilerin öğrendiklerini davranışa dönüştürüp hayatlarının bir parçası haline getirmeleri hedeflenmektedir.
Özel Eğitim Destek Çalışmaları:
-Artikülasyon çalışmaları
-Koordinasyon çalışmaları
-Dikkat geliştirme çalışmaları
-El- göz işbirliği geliştirme çalışmaları
Farkındalık Geliştirme Çalışmaları:
-Kendini tanıma, anlama, kabul etme çalışmaları
-Başkalarını tanıma (drama, empati) anlama, kabul etme çalışmaları
-Yeteneklerini görme etkinlikleri
Bireysel Görüşmeler:

-Duygusal sorunlarla ilgili görüşmeler
-Davranış problemleri ile ilgili görüşmeler
-Aile içi ilişkiler, kardeş ilişkileri ve arkadaş ilişkileri
MOTİVASYON ÇALIŞMASI
Haftanın çocuğu etkinliği; Her hafta bir öğrenci haftanın çocuğu seçilir. Hafta boyunca bu öğrenci öğretmenin yardımcısıdır. Son gün öğrencinin velisi de okula gelir, tüm sınıfa birlikte bir etkinlik yapar. Bu arada öğrencinin becerileri de velisi tarafından gözlenmiş olur. Aynı zamanda haftanın çocuğu ile ilgili bir pano hazırlanıp kapıya asılır. Bu panoda öğrencinin doğumundan itibaren aile resimleri ve gelişimi yer alır. Öğretmen her resmin altına resimle ilgili öğrenciyi motive edici küçük notlar yazar.
Veli Eğitimi Çalışmaları:
Sene başında hazırlanan programlar kapsamında velilere kurum genelinde bilgilendirme toplantıları düzenlenmektedir. Bu toplantıların konuları genellikle aşağıdaki gibidir:
– Okul öncesi dönemi özellikleri, sorunları ve baş etme yolları
– Çocukta bağlanma (bağımlılık -özerklik)
– Çocukta disiplin
– Üstün zeka ve özel yetenekli çocukların yönlendirilmesi
– Algılama eşikleri -Her yaş düzeyinde farklı olmak üzere, gelişim özellikleri ve ihtiyaçları temel alınarak hazırlanan broşürler velilerimiz ile paylaşılmaktadır. Bazı özel sorunlarla ilgili (Altını ıslatma, tırnak yeme, parmak emme, kekemelik, gecikmiş konuşma, özel öğrenme güçlüğü, tikler, kardeş kıskançlığı…) bireysel bilgilendirmeler de yapılmaktadır.
Bireysel görüşmeler:
Bu görüşmeler, genellikle öğrencide gözlenen özel durumlarla ilgili yapılmaktadır. Öğrenciyle yapılan görüşmeler sonucunda veliler bilgilendirilir ve gerekli yönlendirmeler yapılır. Bu görüşmelerin içinde veli eğitim toplantılarındaki konuların yanı sıra, okula uyum, uyku, yemek yeme, anneden ayrılamama-birlikte yatma, el becerileri ve öğrenmede zorlanmalar, arkadaş problemleri, korku ve kaygılar, yalan, duygusal gelişim ve davranış gibi konular yer almaktadır.
ÖĞRETMEN HİZMET İÇİ EĞİTİMLERİ
Mesleki gelişimle ilgili eğitimler:
Bu eğitim programları içinde özellikle problem durumlara ilişkin eğitimler hazırlanmaktadır.
-Gecikmiş konuşma problemleri
-Çocuk depresyonu
-Disleksi (Özel öğrenme güçlüğü)
-Kekemelik
Gibi destekelyici eğitimler uygulanmaktadır.

EĞİTİMDE AİLE DESTEĞİ
Sağlıklı bir eğitimin ilk basamağı çocukla iyi bir iletişim kurmakla başlar. İletişim kanallarını açık tutmak için aşağıda belirtilen yaklaşımlardan kaçınmak gerekir.
İLETİŞİM ENGELLERİ
1. EMİR VERMEK YÖNLENDİRMEK
2. UYARMAK GÖZDAĞI VERMEK
3. AHLAK DERSİ VERMEK
4. ÖĞÜT VERMEK, ÇÖZÜM VE ÖNERİ GETİRMEK
5. ÖĞRETMEK, NUTUK ÇEKMEK, MANTIKLI DÜŞÜNCELER ÖNERMEK
6. YARGILAMAK, ELEŞTİRMEK, SUÇLAMAK
7. ÖVMEK, OLUMLU DEĞERLENDİRME YAPMAK
8. AD TAKMAK, ALAY ETMEK
9. YORUMLAMAK, ANALİZ ETMEK, TANI KOYMAK
10. GÜVEN VERMEK, DESTEKLEMEK, AVUTMAK
11. SORU SORMAK, SINAMAK, ÇAPRAZ SORGULAMA YAPMAK
12. OYALAMAK, KONUYU SAPTIRMAK
SÖZ DİNLEMİYORSA BİR NEDENİ VAR! Boyu masaya bile yetişmeyen küçük oğlunuz dik bir pozisyonda elleri belinde size kafa tutuyor. Bırakın ona söylenenleri dinlemeyi, çileden çıkmanız için ne gerekirse yapıyor. Siz de karmakarışık duygular içinde sinirinize hakim olmaya çalışıyorsunuz. İyi bir anne, iyi bir baba olamadım, nerede hata yaptım diye kendinizi yargılıyorsunuz. Parmak kadar çocuğa, yapması gerekenleri neden anlatamadığınızı, neden söz geçiremediğinizi sorguluyorsunuz. Aslında işin gerçeği şu; çocuğunuz kendini artık sizin kadar önemli ve kuvvetli hissediyor. Bir bakıma kendini bu şekilde ıspatlanmış da oluyor. Amacıysa insan yerine konmak, söz hakkına sahip olmak. Ve en önemlisi o, kendi kararlarını kendi vermek istiyor. Sadece anne ve babanın yönlendirmelerine göre yaşamayı tercih etmiyor. Ufacık bir çocuğun aklına nasıl böyle şeyler geliyor diye düşünmeyin. Onlar sadece emirler alıp, başkalarının isteklerine göre hareket etmek istemiyorlar.
BİREY OLARAK KABUL GÖRMEK İSTİYOR Günümüzde artık şartlar o kadar değişti ki…Çocuklar sadece cezalandırılmaktan korktukları için değil, anne babalarını sevdikleri ve onları hayal kırıklığına uğratmak istemedikleri için laf dinlemeyi tercih ediyorlar. Azarlanan çocuk çok daha büyük tepkiler verebiliyor. Çocuk anne babası tarafından sevildiğini ve kendisine saygıyla yaklaşıldığını hissettiğinde, bunun karşılığını da zaten sorunsuz veriyor. Onları hayal kırıklığına uğratmak istemiyor ve onları onurlandırmak için elinden geleni yapıyor.
CEZA VERMEK İŞE YARIYOR MU?
Eğer çocuğunuz gerçekten laf dinlemiyorsa, mutlaka onun da kendince sebepleri vardır. Böyle durumlarda anne babanın yapabileceği en büyük hatalardan biri- eskiden olduğu gibi- çocuğu cezlandırmak. Cezalar geçici olarak işe yarasalar da sonradan başka aksaklıklara ve anlaşmazlıklara yol açıyorlar. Hatta çocuğu derinden etkileyerek sonraki davranışlarına yansıyorlar. Bu nedenle anne babanın yapması gereken ilk şey çocuğun derdini dinleyip, bu konuda ona yardım etmek. Bazı çocuklar küçük yaştan itibaren garip tepkiler veriyorlar. Aileleri ne derse desin, onların ağızlarından çıkan kelime “niçin” veya “hayır” oluyor. Örneğin siz “Acele et okula geç kalıyorsun” diyorsunuz, o “hayır, bugün gitmeyeceğim” diyor. Sebebini sorduğunuzdaysa “Canım istemiyor” yanıtını alıyorsunuz. Böyle durumlar sizi hemen çaresizliğe itmesin! Biraz araştırın ve sebeplerini ortaya çıkarmaya çalışın. Göreceksiniz ki, durum hiç de göründüğü kadar basit değil. Okula gitmemek için bahane uyduran çocuğun, asıl probleminin öğretmeniyle veya sınıf arkadaşlarıyla olması gibi… HIRÇINLIĞININ SEBEPLERİNİ ARAŞTIRMALISINIZ
Bazen olaylara biraz daha objektif bakmak, çocuğun gerçek sorununu ortaya koyabiliyor. Kıskançlık bu gibi durumların öncüsü olarak görülüyor. İkinci bir çocuk dünyaya geldiğinde anne tüm ilgisini bebeğe yöneltiyor. İlk başta hevesle beklediği kardeşin onu tahttan indirmesi ise farklı bir durum yaratıyor. Ve büyük çocuk yeni kardeşi bir rakip gibi görüyor ve ona bu şekilde yaklaşıyor. Annenin bebeğe olan sevgisini kıskanıyor, çünkü altını değiştirmesine, oyun oynamasına ve bazen sabahlara kadar yanında kalmasına tanık oluyor. İlk günlerde bu olayları sadece izlerken, zaman içinde tepki vermeye başlıyor. Anneye içten içe sinirleniyor, anlamsız ve yersiz tepkilerde bulunuyor. Örneğin eşyalara, etrafına zarar veriyor. Anne bebeği sevgiyle kucaklarken, kardeşinin parmağını ısırarak onun ağlamasını sağlıyor. Başlangıçta çoğu anne baba bu davranışların asıl sebebini fark etmiyor, hatta büyük çocuğu yargılama yoluna başvuruyor. Dolayısıyla sorun ya giderek büyüyor veya anlaşılmaz bir çıkmazın içine giriyor.
SORUNUN KAYNAĞI KISKANÇLIK OLABİLİR
Kardeşini kıskanan çocuğun saldırıları bazen anne babaya yönelik oluyor. Çünkü onun gözünde eve yeni bebeği getiren sorumlu kişiler anne baba oluyor. Hatta özellikle de anne… Bu nedenle anneler hamilelik döneminde dikkatli olmalı ve çocuklarını yeni gelecek kardeşe hazırlamalılar. Çünkü doğumdan sonra diğer çocukta olumsuz davranışlar görülüyorsa, bunun sebebi çoğunlukla eve gelen yeni kardeş oluyor. Çocuk saldırganlaşabiliyor veya aşırı suskun kalabiliyor.

OYUNUN ÖNEMİ
Oyunun ne gibi yararları vardır :
a. Bedensel olarak duygusal, zihinsel, sosyal hatta cinsel bakımdan da gelişir. Çocuk için oyun, zamanın iyi geçirilmesini sağlayan bir araç değil aynı zamanda gelişimini de sağlayan bir yapıdır.
b. Oyun çocuğa hareket özgürlüğü sağlar.
c. Çocuğun kendisini yönettiği, denetlediği bir hayal dünyasını yaratmasını sağlar.
d. Araştırma, merak, macera veya serüven gibi motivelerin etkisiyle oyun oynamaktadırlar. ( Daha çok erkeklerde )
e. Dil gelişimini hızlandırır.
f. Çocuk oyun içinde bedensel yapısını denetim altına alır. Bilgi ve dikkat toplama oyun ile gelişir.
g. Yetişkin rollerini oyun sürecinde oynayarak benimser.
h. Öğrenmek için en dinamik, en canlı ortam ve yöntemleri oyun sağlar.
i. Karar verme akıl yürütme yeteneği oyun ile gelişir.
j. Özellikle grup oyunları ile kendi beklentilerinden kurtulur.
k. Oyun içinde ruhsal gerginlikler, sıkıntılar yok olur. Oyunun tedavi edici gücü vardır.
l. İnsan yaşamının sürekliliği için, oyunun yaşamsal bir önemi ve sürekliliği vardır.
m. Oyun insanı cezalandırır ve mutlu eder.
Çocuk Oyunlarının Özellikleri
1. Oyun belirli bir sıra ve evrim izler.
2. Oyun etkinliklerinin sayısızlığı ve çeşitliliği, yaş büyüdükçe azalır.
3. Çocuğun yaşı büyüdükçe, dikkat süresi de uzar. Kendisini daha uzun süre bir işe verebilir.
4. Çocuk istediği zaman, istediği şekilde, istediği şeyle oynar.
5. Hiçbir zaman akılcı bir şekilde bir oyuncağa bağlı değildir.
6. Çocuk büyüdükçe beden durgunlaşır. Daha sakin ve zihinsel becerilerle bedeni uyum içinde çalıştıran oyunlara yönelir.
Yaşlara Göre Oynanan Oyunların Türleri
0-2 Yaş : Çocuklar bireysel oyun oynarlar ve çevreleri ile farklı etkileşimler kuramazlar. Renkli dikkat çekici oyunlarla oynar.
3 Yaş : Yüksek yerlerde yürümeyi denerler. Takla atma ve tırmanma eylemleri yapabilirler. Yeni oyunlar yaratırlar ve oynarlar. Daha çok evcilik, doktorculuk, bakkalcılık… gibi oyunlar oynarlar.
4 Yaş : Resim yaparlar, yapılar kurarlar ve kendi yaptıkları şeylere hayranlık duyarlar. Yaptığı şeyi zevkle seyreder. Müzikten, şarkı söylemekten, dans etmekten çok hoşlanırlar. Özellikle ritimli müzikten çok hoşlanırlar ve büyük zevk alırlar. Resimli kitapları çok severler. Hayal gücünü uyaran kitapları tercih ederler.
5 Yaş : Tek başına ya da bir yetişkinin yanında oynamaktan hoşlanır. Bedensel etkinlikleri arttığı için ip atlama, paten kayma, salıncakta sallanma; el becerisi arttığı için, kesme, yapıştırma, çizim yapma, resim yapma ya da bir resme harfi, sayıyı ekleme, kopya etme, parçalı bilmeceleri birleştirme gibi oyunlar oynarlar.
6 Yaş : Bu yaş çocuğu oyunu bir iş gibi görmektedir. Boyama, yapıştırma, kesme ve çizim yapmayı sever. 6 yaşındaki çocuk dengeyi sağladığı için bedenini kontrol eder. Top, ip atlama, yüzme gibi oyunları tercih etmektedir. Çocuğun bunları yapması için bazı bedensel oyunlara da izin vermeliyiz.

İLKÖĞRETİME HAZIR MIYIM?
İlköğretim yaşı gelen her çocuk ilköğretime hazır değildir. Okul olgunluğu denen önemli bir olgudan bahsetmek gerekiyor. Okula başlamanın resmi kriteri yaştır. Kanunlara göre, yedi yaşından 66 ayını dolduran çocuklar okula gitmeye hazırdırlar. Fakat, sadece yaş bir çocuğun okula gidebilecek olgunlukta olduğunu gösterebilir mi? Hem fiziksel hem de psiko-pedogojik açıdan bakıldığında her çocuk yaşları aynı olsa bile eşit şekilde gelişmiş olmayabilir. Bu nedenle ilkokula başlama konusunda çocuğun okul olgunluğuna ulaşıp ulaşmadığı tespit edilmelidir.

Genel olarak okul olgunluğuna sahip olduğu düşünülen çocuğun durumu aşağıdaki hususlar ışığında değerlendirilmelidir:

• Sağlık ve fiziksel gelişim
• Duygusal gelişim ve sosyal beceri
• Öğrenme yaklaşımları
• İletişim becerileri
• Bilişsel durum ve genel bilgi durumu
Okul olgunluğu için bilişsel yeterlilikten bahsedilebilir ancak zeka doğuştan getirdiğimiz bir potansiyeldir. Dolayısıyla 6 yaşında da 16 yaşında da zeka değişmeyeceği için bu konuda kriter olarak almak doğru değil. Sadece doğru okula yönlendirme konusunda yardımcı olabilir. Örneğin zihinsel engelli yetersizlik söz konusu ise özel eğitim alması için yönlendirme yapılabilir.

Her çocuğun gelişim düzeyi aynı değildir.
Her çocuğun gelişim düzeyi aynı değil. Her çocuk farklı genetik yapıdan, farklı kültürel yapıdan geliyor, aynı şartlarla yetiştirilmiyor. Çocukların okul olgunluk düzeyi; okul olgunluğu denen testlerle ölçülüyor. Ancak bu testler ince motor, bilişsel durum ve genel bilgi konusunda bilgi veriyor. Ayrıca fiziksel gelişimine ve sağlık durumuna da bakmak lazım. Her çocuğun ilköğretime başlamadan önce işitme testi yaptırması ve göz doktoruna muayene olması gerekiyor.

İlköğretim yaşı gelen bir çocuğun “hazır olmaması” durumu

Eğer çocuk ilköğretim yaşına gelmiş ve hazır değilse; hazırlık sınıfını tekrar etmesi faydalı olacaktır. Ayrıca eksik olduğu alanların belirlenmesi ve bireyselleştirilmiş bir eğitim programı hazırlanarak çocuğa uygulanıp yaşıtları seviyesine getirilmesi gerekiyor. Bu kararın verilmesi konusunda aile-öğretmen ve uzmanın ortak bir şekilde karar alması faydalı olacaktır.

SOSYAL BECERİLERİ DESTEKLEME OYUNLARI
Dinleme becerilerini destekleyen oyun:
Kim o? (3-5 yaş)
Çocuğun en sevdiği oyuncaklar, onun dinleme, dil ve düşünme becerilerini geliştirmesine yardımcı olacak. Çocuğun çeşitli bebekleri ve pelüş oyuncakları, bir sandalye

Çocuğunuzun en sevdiği bebekleri ve pelüş oyuncaklarını bir araya toplayın. Daha sonra çocuğunuzu arkası oyuncaklara dönük bir şekilde sandalyeye oturtun.
Oyuncaklardan birini alın ve sandalyenin arkasını tıklatın. Çocuğunuz kapıyı kimin çaldığını sorsun. Sesinizi değiştirerek oyuncağın ağzından konuşun ve kendisiyle ilgili ipuçları verin. Örneğin şöyle diyebilirsiniz: “benim, yumuşak uyku arkadaşın”. Çocuğun kapıyı çalan oyuncağı tahmin etmesi için gerekirse daha fazla ipucu verin.
“Arkadaşların” hepsini bitirdikten sonra sandalyeye siz oturun ve ipuçlarını çocuk versin.

Kim konuşuyor? (3-5 yaş)
TV karşısında geçirilen zamanın en güzel şekilde değerlendirilmesini ve çocuğun dinleme, dil ve düşünme becerilerinin gelişmesini sağlayacak. Çocuğun aşina olduğu bir TV programı

Çocuğunuzla birlikte, onun karakterlerini iyi tanıdığı bir TV programını izlemeye başlayın. Birkaç dakika sonra çocuktan gözlerini kapatarak dikkatle programı dinlemesini isteyin. Hangi karakterin konuştuğunu sorun. Daha sonra çocuğun gözünü açarak doğru cevap verip vermediğini görmesine izin verin. Bu oyunu program boyunca sırayla oynayın.

Kafiye Bulmaca (3-5 yaş)
Kafiyeli kelimeleri düşünmek ve bunları cümlelerin içinde kullanmak çocukların dinleme ve dil becerilerini birlikte kullanmalarını sağlayacaktır.

Hayal gücü
Çocuğunuzdan kafiyeli iki kelime bulmasını isteyin ve bu kelimeleri kullanarak komik ve kafiyeli cümleler kurun. Örneğin çocuğunuz taş-baş dediyse, “şuradaki benim taşım, vurursan ağrır başım” gibi… Daha sonra da çocuğunuzun benzer şekilde kafiyeli, komik cümleler kurmasını isteyin

Alkışşş! (3-5 yaş)
Çocuğunuzun taklit edeceği eğlenceli, ritmik alkışlar yapın ve çocuğunuzun dinleme, düşünme ve modelleme becerisinin gelişmesine yardımcı olun.

Müzik

Ellerinizi belli bir ritimle çırpın ve çocuğunuzdan da aynısını yapmasını isteyin. Örneğin, iki kısa alkış, bir alkış, iki kısa alkış bir alkış modelini deneyebilirsiniz. Çocuğunuz belli bir ritim modelini birçok kez tekrarladıktan sonra, daha zor bir modeli deneyin ya da çocuğunuz parmak şıklatabiliyorsa, aralara parmak şıklatmayı da ekleyin.
Daha sonra çocuğunuzun en sevdiği müzikleri açın ve öğrendiğiniz ritmik alkış modellerini yeniden tekrarlamasını isteyin. Onun da size öğretmek üzere ritmik alkış modelleri üretmesine izin verin.

Bakalım kaç dakikada hazır olacaksın? (5 – 7 yaş)
Çocuğunuz sabahları okul için hazırlanırken, gece yatmak için hazırlanırken vs. çok oyalanıyor, ağırdan mı alıyor? Çocuğunuzun tam zamanında hazır olmasını sağlayacak eğlenceli ve eğitici bir yönteme ne dersiniz? Bu oyun çocuğunuzun gelişmekte olan zaman ve matematik kavramlarını tecrübe etmesine yardımcı olacak.

Saat

Çocuğunuza saati göstererek, saate bakmaya teşvik edin.
Herhangi bir günde sabah, yatmaya hazırlanmak ya da daha hızlı yapmasını istediğiniz herhangi bir şey için normal hazırlanma süresini ölçün.
Çocuğunuzu daha hızlı hareket etmeye teşvik edin ve hazırlanmasının ne kadar sürdüğünü görmesi için birlikte zaman tutun.
Basit bir grafik hazırlayarak, süreleri kaydetmesine yardımcı olun.
Ertesi gün, bir önceki güne göre daha hızlı hazırlanabilmesi için yollar gösterin. Bakalım saati yenebilecek mi?
Oyun sonrasında süreyi kısaltmak için neler yaptığı, böylece her gün ne kadar zaman kazandığı ve kazandığı bu zamanı nasıl harcamak istediği gibi konularda sohbet edebilirsiniz.

Matematik becerilerini destekleyen oyun:

Nesneleri sıraya koymak (3-5 yaş)
Çocuklar yaşadıkları dünyayı tanırken onlara nesne grupları hakkında gözlemler yapmaları ve nesneleri değişik kriterlere göre sınıflandırmaları konusunda yardımcı olun. Böylece çocuğunuza daha büyük, daha uzun, daha ağır gibi sıfatları öğrenmeye ve etrafındaki nesnelerde bu özellikleri gözlemlemeye teşvik etmiş olursunuz. Bu oyun çocuğunuzun düşünme ve matematik becerilerinin gelişmesine yardımcı olacak. Nesne gruplarının her birinden bir miktar: Boya kalemleri, Bozuk paralar, Çubuklar, Ayakkabılar, Tavalar, Çakıl taşları
Yukarıdaki nesnelerden herhangi birinden oluşan bir grubu masaya yayın ya da hakkında konuşabileceğiniz nesne gruplarını bulun.
Çocuktan bu nesneleri uzunluk, ağırlık, adet ve renklerine göre sıralamasını isteyin. Farklılıklar hakkında konuşun ve sınıflandırma için ikinci bir kriter daha belirleyin (örneğin kırmızı ve yuvarlak olanlar gibi renk ve şekillerine göre). Çocuk bunu başardıktan sonra farklı nesneleri ebat veya ağırlığına göre sıralamasını isteyin.
Çocuğunuzla birlikte, onun karakterlerini iyi tanıdığı bir TV programını izlemeye başlayın. Birkaç dakika sonra çocuktan gözlerini kapatarak dikkatle programı dinlemesini isteyin. Hangi karakterin konuştuğunu sorun. Daha sonra çocuğun gözünü açarak doğru cevap verip vermediğini görmesine izin verin. Bu oyunu program boyunca sırayla oynayın.

Bakkalcılık (3-5 yaş)
Bakkalcılık oyununun en güzel tarafı çocuğun evde kolaylıkla bulunabilecek birçok nesneyi “satabilmesidir”. Bu deneyim çocuğun gerçek hayatta ticaretin nasıl işlediğini anlamasına ve aynı zamanda da yetişkin rolü oynamasına yardımcı olacak. Çocuklar bakkalcılık oynadıklarına hem hayal güçlerini hem de dili hafıza, sınıflandırma ve rakam becerilerini kullanırlar. Bu oyun çocuğunuzun matematik, düşünme, eşleştirme ve rakam becerilerinin gelişime katkıda bulunacak. Kavanozlar, Dergiler, Boş kutular, Poşetler, Oyuncak para, Kalem veya boya kalemi, Resim kağıdı
Çocuğunuzdan, mutfağın bir köşesinde, dolaptaki kavanozlar veya yiyecek kutularını kullanarak bir bakkal kurmasını isteyin. Resim kartonu ve kalemleri kullanarak, bakkalın adını gösteren tabela, fiyat etiketleri ve “özel indirimleri” belirten etiketler hazırlayın.
Çocuğunuz size ve diğer çocuklara oyuncak paralar karşılığında mal satsın. Çocuğunuza gerçek bir müşteri gibi sattığı mallar hakkında sorular sorun. Sırasıyla bakkal ve müşteri rollerini oynayın. Başka zamanlarda da farklı mağazalar oluşturun (ayakkabıcı, giyim, oyuncakçı, evcil hayvan mağazası vb.). Çocuğunuza bakkalcılık oynamanın, oyun bittiğinde oyun malzemelerini toplamayı gerektirdiğini öğretmeyi de unutmayın
ÇOCUK VE OYUNCAK

OYUNCAĞIN TANIMI VE ÖNEMİ
Oyunun, çocuğun gelişimi üzerindeki etkileri ne kadar önemliyse, aynı şekilde oyun materyalleri de çok önemlidir.

Oyuncaklar, çocuğun seçme, değerlendirme duygusunu ve yaratıcılığını geliştirirken aynı zamanda da kendi kendine karar verebilme ve belirli alanlarda beceriler kazanmasına da olanaklar hazırlamaktadır.

Bu durumda bizler oyuncakları, “gelişim basamakları boyunca çocuğun hareketlerine düzen getiren zihinsel, bedensel ve psiko-sosyal gelişimlerinde yardımcı olan hayal gücünü ve yaratıcı yeteneklerini geliştiren tüm oyun malzemeleridir” şeklinde tanımlayabiliriz.

Çocuklar için büyük öneme sahip olan çeşitli boyutlar ve renklerdeki oyun malzemeleri aynı zamanda, çocukların oynarken hem eğlenmesine hem de renk, boyut, biçim, şekil gibi kavramları öğrenmelerine yardımcı olur. Çocuk arkadaşlarıyla birlikte oynarken paylaşmayı, beklemeyi, işbirliği yapmayı da öğrenebilir. Buna ilaveten çocuklar ellerine geçen oyuncakları bozarak, kırarak, parçaları ayırıp birleştirerek hem meraklarını giderir tatmin olurlar hem de objelerin özelliklerini inceler ve keşfederler.

Okulöncesi dönemde çocukların oyuncaklara ve oyun materyallerine karşı olan bu ilgilerinin yanı sıra, artan bir yaratıcılık, yetişkine benzeme ve taklit çabası da vardır. Bu noktada anne babaya düşen en büyük görev alıcı ve öğrenmeye hazır olan çocuğa uygun oyuncakların sunumudur.

Anne baba bu dönemde, çocuğun gelişim özelliklerine uygun, ihtiyaç duyduğu ortamı ve materyalleri sağlamaktan sorumludur.

Bu dönemde, anne babalar tarafından üzerinde önemle durulması gereken bir başka konu da çocukların gelişimlerine katkısı olmayan pahalı ve süslü oyuncakların yerine yaşlarına ve gelişim düzeylerine uygun, uyarıcı ve düşündürücü oyuncakların tercih edilmesidir.

Yine bu dönemde yetişkinler çocuklarına gereğinden fazla oyuncak alarak, onların tüm gereksinimlerine cevap vereceklerine inanırlar. Önemli olan, oyuncağın çokluğunun değil, nitelikli olmasıdır.
YAŞLARA GÖRE OYUNCAK TERCİHLERİ
Bilindiği gibi yeni doğan bebeğin en değerli oyuncağı kendi bedenidir. Bebek elini, kolunu sallayarak, açıp kapayarak, ayağını ağzına götürmeye çalışarak ve parmaklarını emerek kendi kendine eğlenir. Ayrıca doğumu izleyen aylarda çocuk ses, renk ve şekillere karşı da çok hassastır. Bu nedenle bu aylarda bebeklerin oyuncaklarını görsel ve işitsel duyulara hitap eden oyuncaklar oluşturmaktadır. İlk aylarda bebeğin yatağının üzerine asılabilen veya yatağın kenarına tutturulabilen, hareket eden, ses çıkaran, mobil türü renkli oyuncaklar tercih edilebilir.

6-7. aylarda çocuğun oturmaya başlamasıyla mekanı da genişler. Bu nedenle çocuğun oturmaya başladığı aydan itibaren çocuğun elinde tutabileceği ve avucuna sığabilecek esnek plastikten, yumuşak kauçuktan yapılmış, çok büyük veya küçük olmayan bebekler, hayvanlar, renkli halkalar verilebilir. Yine bu aylarda çocuklar için en çok ilgi çeken oyuncaklardan biri de üzeri resimli veya zilli çıngıraklardır. Çıngıraklar hareket ve etmesi ve ses çıkarması nedeniyle bütün bebekler tarafından ilgi çekici durumdadır. Ayrıca bu dönemde bebeklerin diş çıkarması nedeniyle emniyetli ve bebeğin sağlığı için zararlı etkiler yaratmayacak diş kaşıyıcısı veya plastik halkalar verilebilir.

8-12. ay dolaylarında bebeklerin emeklemeye ve yürümeye başlamaları nedeniyle, çocuklar için tercih edilebilecek en iyi oyuncaklar düştüğünde kırılmayan fakat ses çıkaran renkli toplardır. Ayrıca bu dönemde, çarpıp geri dönen oyuncaklar veya itme ve çekme ile gidebilen tekerlekli hayvanlar, otomobiller yeni yürüyenler için en uygun oyuncaklardır ve bu tür oyuncaklar bebekleri çok mutlu eder. Yaklaşık bir yaşındaki bebekler çok ilgilerini çeken oyuncaklardan biri de “dökme-doldurma” oyuncaklarıdır. Büyük renkli şekiller ve bunların içerisine atılabileceği bir kutudan ibaret olan bu oyuncaklar çocuğun ilgilerini çekmesine rağmen bu oyuncağa ilgilerini çok çabuk kaybederler.

Yine bu dönemde parlak ve basit resimleri bulunan resimli kitaplar da çocuklar için uygun oyun araçlarındandır. Özellikle hem bebek hem de kitap yetişkin tarafından tutulur ve resimlere bakılırsa, bu olay çocuk için cazip olabilir.

15-18. aydan itibaren çocuğun yürümeye başlamasıyla bir odadan diğerine geçmesi kolaylaşır. Bu dönemde eline geçirdiği eşyaları bir odadan diğerine taşıyabilir. Bu nedenle itilebilen, çekilebilen, itildiğinde ses çıkartan, müzik çalan otomobiller, tekerlekli veya yumuşak tüylü hayvanlar ve bebekler en çok tercih edilen oyuncaklar arasındadır. Yürüteçler veya üstüne binilen oyuncaklar yine bu aylara uygun oyuncaklardır.

Ayrıca, 18. Aydan itibaren keşif ve icatlar çocukların dünyasında önemli bir yeri olması nedeniyle, bu dönemde farklı boyutlardaki bloklar, kutular ve şekiller çocuğun inşa etmesi ve birleştirmesi için en uygun oyuncaklardır.

2-3 yaşından itibaren çocuklar çevrelerinde yaşadıkları günlük olayları dramatize etmeye başlarlar. Bu nedenle, bu dönemdeki çocuklar için en uygun oyuncaklar onların dramatik oyunlarında kullanabilecekleri değişik boyutlardaki bebekler, çeşitli kuklalar, oda takımları, mutfak malzemeleri, marangozluk, temizlik malzemeleri (kürek, süpürge), bahçe aletleri (çapa, tırmık, kürek), hayvan seti, ulaşım seti (tren yolu, köprü, demiryolu), doktor araç gereçleri, en uygun oyun malzemeleridir. Yine bu dönemde kum ve su çocukların en çok sevdikleri oyun malzemeleridir ve çocuklar bu yaşlarda, kovaya kum doldurup boşaltmaktan, kumu su ile karıştırıp harç yapmaktan çok büyük zevk duyarlar.

3-4 yaşlarında çocukların motor gelişimlerinin artması ve hareketlerinin daha da düzenlenmesiyle çocuklar inip çıkmaktan, üç tekerlekli bisiklete binmekten ve tırmanmaktan çok hoşlanırlar. Bu dönemde sallanan at, pedallı araba, tekerlekli bisiklet, yük arabası ve salıncak seti en uygun oyun malzemelerindendir. Yine bu dönemde sökülüp takılabilen veya bozulup- yapılabilen oyuncaklarla, küçükten büyüğe doğru dizilebilen küpler, bloklar, inşaat malzemeleri çocuklar tarafından en çok tercih edilen ve sevilen oyun araçlarıdır.

4-6 yaşlarında çocuklar açık hava oyunlarının yanı sıra masa başı faaliyetlerinden de büyük zevk alırlar. Boyama, kesme, yapıştırma, resim yapma, artık materyallerle şekiller yapma ve parçalı bilmeceleri birleştirmeyi çok severler. Bu dönemde çocukların algılama, hatırlama, parçalara ayırıp birleştirme, yanılma, düzeltme, yeni yorumlar ve çözümler getirme yetenekleri de gelişir.

Çocukların masa başı etkinliklerinde bloklar, kalemler, kağıtlar, boyalar, boya fırçaları, tutkal, makas, düğmeler, boncuklar ve ayrıca eşleştirmeli oyuncaklar, resimli dominolar, resimli tombalalar ve resimli küpler, yap-bozlar en sevilen oyuncaklar arasındadır.

6 yaşında hayali oyunların en dorukta olması nedeniyle evcilik, bakkalcılık, doktorculuk oyunları ve bu döneme uygun bebekler, evcilik ve doktorculuk setleri, marangozluk aletleri, kuklalar, temizlik ve mutfak setleri, bahçe aletleri, hayvan setleri, dükkanlar çocuklar tarafından en fazla tercih edilen oyun malzemeleridir.

Bu dönemde çocukların top oynamak, ip atlamak, tırmanmak, yüzmek gibi bedensel hareketlerden ve açık hava oyunlarından çok fazla hoşlanmaları nedeniyle ip, top, ip merdiven, kızak, kayak ve paten gibi oyun malzemeleri tercih edilebilir.

Çocuğun okula başlamasıyla oyun ilgilerinde de bazı değişiklikler görülür. Bu dönemde okulöncesi dönemdeki oyun aktivitelerinin yanı sıra çocuklar mümkün olduğunca becerilerini ortaya çıkaracak dama, satranç, loto, basketbol, bisiklet, paten gibi oyunları ve oyun materyallerini; daha sonraki yaşlarda da sinema, tiyatro, televizyon izleme ve spor yapma gibi yetişkin aktivitelerini tercih ederler. Ayrıca okul dönemi çocukları değişik okuma materyallerinden de hoşlanırlar.

GELİŞİM ALANLARINA GÖRE OYUNCAKLARIN SINIFLANDIRILMASI
1. Büyük Kas Gelişimi için Oyun Araçları
• Üç tekerlekli bisiklet
• Çeşitli boylardaki arabalar
• Kayma, tırmanma, sallanma oyuncakları
• Tahterevalli
2.Küçük Kas Gelişimi için Oyun Araçları
• Mum boya, renkli kalem, keçeli kalem, kağıt
• Kağıt makası
• Kayma, tırmanma, sallanma oyuncakları
• Tahterevalli
• Yapıştırıcı
• Legolar, birleştirme oyuncakları, parçalı bulmacalar
3. Kurgu Oyuncakları
• Küpler, bloklar
• Tahta otomobil ve kamyonlar
• Kum havuzunda oynanmak üzere sert plastikten hayvanlar ve insanlar
• Tahta veya plastik hayvanlar
• Bebekler
• Eklemeli oyuncaklar
• Birbirine geçme vagonlu tahta trenle
4. Yaratıcı Düş Gücünü Geliştiren Oyuncaklar
• Kukla sahnesi
• El kuklaları
• Parmak kuklaları
• Bez bebekler
• Çeşitli giysiler, yetişkin süs eşyaları
• Doktor araçları, telefonlar, bebek arabaları
5. Evcilik Oyuncakları
• Ocak, musluk, buzdolabı
• Yemek ve çay takımları
• Bebekler ve bebek evi
• Çocuk boyuna uygun yatak, sandalye ve masalar
6. Yaratıcı Sanat için Malzemeler
• Mum boya, pastel boya, renkli tebeşir ve keçeli kalemler
• Kil
• Plastrin
• Suluboya, parmak boya, toz boya
• Fırçalar
• Kağıtlar
• Artık kumaşlar, kağıtlar, ip, yün, talaş, yumurta kabuğu ve yapıştırıcı
• Baskı kalıpları (makara, havuç, patates, tahta, yaprak gibi)
7. Çocuğun Algı ve Kavramasını Geliştirecek Uyarı Araçları
7.1. Okuma konuşmayı geliştirecek uyarı araçları
• Tahtadan harf ve sayılar
• Mıknatıslı harf ve sayılar
• Zımpara kağıdından pazen kaplı tahtaya yapışabilecek harf ve sayılar
• Harf ve sayıları içeren lastik mühürler e- Üzerine basit sözcüklerin yazılacağı
• Büyük karton fişler
• Çeşitli eklemeli bulmacalar
• Dominolar
• Tamamlama, karşılaştırma oyunları
• Karatahta
7.2. Matematik ve sayılar
• Renkli çubuklar
• Mozaik geometrik şekiller
• Tahta oyuncak saat veya saati öğretecek tahta küpler
• Matematik kavramını geliştirecek oyunlar
7.3. Doğa Bilimleri
• Mıknatıs
• Karınca yuvası
• Ayna
• Taş, yaprak, deniz kabuğu, kuru bitki ve sebze koleksiyonu
• Doğa ile ilgili çocuk kitapları ve plaklar
8. Müzik ve Dans Araçları
• Ritim araçları ( tef, davul, trampet, flüt, zil, çan, çıngırak
• Plak ve CD’ler

OYUNCAKLARIN NİTELİKLERİ
Oyuncaklar, sade, ayrıntıları az, iyi zımparalanmış, köşeleri yuvarlak ve küt olmalıdır.
Çok yönlü kullanılabilecek nitelikte olmalıdır.
Çocuğun yaş, gelişim düzeyi ve boyuna uygun büyüklüklerde ve kullanışlı olmalıdır.
Dayanıklı sağlam olmalıdır
Paylaşma duygusunu geliştirici olmalıdır.
Bakım, tutum, onarımı kolay ve temizlenebilir nitelikte olmalıdır.
Yapı ve işleyiş bakımından kolay anlaşılır nitelikte olmalıdır.
Yapı ve işleyiş bakımından kolay anlaşılır nitelikte olmalıdır.
Yapı ve işleyiş bakımından kolay anlaşılır nitelikte olmalıdır. Çocuğun hoşuna gidecek renkte ve yapıda olmalıdır
Çocuğun merak uyandıracak ve ilgisini çekecek nitelikte olmalıdır.
Çocuğun kullanacağı her oyuncak kas kuvvetiyle orantılı olmalı ve çocuğa zarar verecek nitelikte olmaması gereklidir
Oyuncakların büyüklükleri, çocukları tatmin edecek ve kullanabilecekleri büyüklükte olmalıdır.
Sökülüp, takılabilir cinsten olmalıdır ve çocuk öğrenmek ve araştırmak istediğinde oyuncağı kırmak yerine sökebilmelidir.
Çocuğun sağlığına zarar vermeyecek boya ve verniklerle boyanmış olmalıdır.
Çocuğun dil, zeka, yaratıcılık, beden ve kas gelişimine yardımcı olacak nitelikte olmalıdır.
Çocuğun özgürce oynamasının yanı sıra çocukta gözlem, deneyim, keşfetme isteğini uyandırmalı, sosyal ilişkilerinin gelişmesine katkıda bulunmalıdır.
Çocuğun sözlü ifade, okuma-yazma ve matematik öncesi kavramları geliştirici nitelikte olmalıdır.
Göze hoş görünmeli, yapısı ve biçimi zevkli olmalıdır.
OYUNCAK SEÇİMİ
Seçilecek oyuncak çocuğun yaşına, ilgisine, becerisine, gelişim düzeyine ve yeteneklerine uygun olmalıdır. Büyüklerin hoşuna giden oyuncaklar her zaman çocukların hoşuna gitmeyebilir.
Oyuncak, çocukta merak uyandırmalı, çevresini tanımasına yardımcı olmalıdır. Bu sebeple eski saatler, karton kutular, tornavida, çekiç ve çiviler çocuk için ilginç birer oyuncak oluşturabilir.
Oyuncaklar çok karmaşık olmayıp, çocuğun tek başına kullanabileceği özellikte olmalıdır. Oyuncak satın alınırken cinsiyet ayrımı yapılmalıdır.
Oyuncaklar, beceriyi artıracak özellikte olmalı, bu nedenle basitten karmaşığa doğru tercih edilmelidir.
Oyuncaklar dayanıklı olmalıdır
Çok fazla oyuncak almak yerine, gerekli durumlarda eski oyuncakları tamamlayacak parçalar satın alınmalıdır.
Oyuncağın çok yönlü olmasına dikkat edilmelidir. Bu amaçla kasları çalıştıran, girişimciliği, hayal gücünü artıran, problem çözmeyi ve
Yaratıcılığı yönlendiren oyuncaklar tercih edilmelidir.
Çocuğun yaşına uygun olmayan oyuncaklar alınmamalıdır. Çünkü çok basit oyuncaklar sıkılmasına, karmaşık oyuncaklar ise
Kendine güvenini yitirmesine neden olabilir.
Çocuğun ihtiyaçlarına cevap vermeyen, fazla gösterişli ve pahalı oyuncaklar alınmamalıdır. Bu tür oyuncaklar çocuğun
Yaratıcılığını kısıtlayabileceği gibi bozulduğunda da etkisini kaybedebilir
Çocuğun kendi kendine oynayabileceği oyun malzemelerinin yanı sıra yaşıtlarıyla oynayabileceği oyuncaklar da sağlanmalıdır.
Çok sayıda oyuncak yerine çocuğu uzun süre mutlu edebilecek oyuncaklar alınmalıdır.
Alışverişe çıkılmadan önce hangi oyuncağın alınacağına karar verilmelidir.
OKULÖNCESİ DÖNEMDEKİ ÇOCUKLARIN GENEL GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

1-2 YAŞ
Çevreyi keşfeder, dolapları, çekmeceleri açar kapar, eşyaları taşır.
Manipüle edebildiği herşeyle ilgilenir.
Günde 1 kez uzun bir öğle uykusuna yatar.
Kısa bir süre oyuncaklarıyla bırakılırsa kendi kendine oynar.
Tüm bedenini keşfetmeye çalışır.

2-3 YAŞ
Koşar, tırmanır, iter, çeker, zıplar çok aktiftir.
Bacakları çarpık görünür.
Elleriyle ve kaşıkla yiyebilir, bardaktan içebilir.
Elbiselerinin bazılarını çıkarabilir.
Cinsel organlarını keşfeder.
Daha az uyur, daha kolay uyanır.
Tekrarlanan günlük etkinliklere uyum sağlar ve bunlardan hoşlanır.
Herşeyi kendi kendine yapmak ister.
İnatçı ve kararsızdır. Sık sık fikir değiştirir.
Ani duygu değişimleri ve öfke nöbetleri gösterir.
Yetişkinleri taklit eder.
Paylaşmayı, beklemeyi, vazgeçmeyi kolay beceremez.
Suyla oynamayı sever.
Tek sözcükler ve kısa cümleler kullanır.
Devamlı hayır der. Olumsuzdur.
Konuşabildiğinden daha fazlasını anlar.

3-4 YAŞ

Koşar, zıplar ve tırmanır
Kendi kendine yemek yiyebilir, fincandan içebilir
Bazı şeyleri dökmeden taşıyabilir
Kendinin soyunup giydirilmesine yardımcı olabilir
Öğle uykusuna yatmayabilir fakat sessizce oynar
Yetişkinlere cevap verebilir, onaylarını ister
Onay görmediğini belirten ifadelere duyarlıdır
İşbirliğine girer, basit işler için bir yere gönderildiğinde koşarak gider
“Ben de” dönemidir. Her şeyin içinde yer almak ister
Her şeyi merak eder
Hayal gücü kuvvetlidir. Karanlıktan ve hayvanlardan korkabilir.
Hayali arkadaşları olabilir
Konuşkandır. Genellikle kısa cümleler kurar.
Bekleyebilir ama sabrı azdır
Oyuncakları sepete toplama gibi küçük sorumluluklar alabilir
Kendi kendine gayet iyi oynar fakat grup oyunlarında problemlerle karşılaşılır
Karşı cinsten ebeveyne yakınlık duyar fakat zaman zaman değiştirebilir
Kıskançtır. Özellikle yeni bir bebeğe tahammül edemez
Suçluluk duyabilir
Sürekli sızlanarak, ağlayarak ve sevgiyi garanti etmeye çalışarak duygusal açıdan güvensiz olduğunu gösterebilir
Parmak emerek, tırnak yiyerek vb davranışlarla gerginliğini azaltmaya çalışabilir
Kendini ifade etmeye çok açıktır
4-5 YAŞ
Kilo almaya ve boyu uzamaya devam eder
Hareketlerindeki koordinasyon artar
Yeme, uyuma ve dışkılama alışkanlıkları düzenlidir
Çok hareketlidir
Bir şeylere başlar ama her zaman başladığını bitirmez
Patron gibi davranır
Diğer çocuklarla oynar fakat sürekli kendini savunur ve korur
Kavgaları kısa sürer
Büyük bir filozof gibi güzel konuşur
Hikayeler anlatır ve abartır
Uygunsuz sözcükleri yerli yersiz kullanır
Heceleri bir araya getirerek anlamsız sözcükler üretmekten hoşlanır
Güler, kikirder
Her şeyi ağırdan alır oyalanır
Söylendiğinde elini yüzünü yıkar
Nasıl ve Niçin soruları sorar
Etkin bir hayal gücü vardır
Akranlarına bağımlılık gösterir

6 YAŞ

Bu çağda çocuğun zihin gücü ve belleği bir hayli gelişir.
Çocukta somut düşünce tarzı hakimdir.
Duygulan ile düşünür. Gözlemler ve deneyler sonucu bir takım hükümler verebilir.
Sayıları kavramaya başlar. Basit toplama, çıkarma hesaplan yapar.
Dil çok zenginleşir. Çocuk çok fazla kelime öğrenir.
Davranışlarının büyükler tarafından beğenilmesine önem verirler yerinde olur.
İlgi merkezi ve başarılı olma isteği kuvvetlidir.
Bu dönemde korku, öfke, kıskançlık, neşe, sevgi gibi duygular bir çocuğun gününü birbiri ardına doldurabilir.
Yakın arkadaşlarını kendi cinslerinden seçerler.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ
Çocuklar normal ya da yüksek zeka seviyelerine sahip olup yine de öğrenemeyebilirler. Belirgin öğrenme yetersizlikleri görme, işitme, heyecanlar ya da zihinsel kapasitenin bozukluğu değildir. Bunlar, bilgi edinme ya da bu bilgiyi ifade etmede zihinsel süreç bozukluklarıdır (Mayo Clinic,1994). Öğrenme yetersizliği ile birlikte davranışları ayarlamada (self regulatory behavior), sosyal algıda ve sosyal ilişkilerde de problemler olabilmektedir. Fakat bunların hiçbiri kendi başına öğrenme yetersizliğini oluşturmamaktadır. Öğrenme yetersizliği diğer özel durumlarıyla (örneğin duyusal yetersizlik, zihinsel gerilik, sosyal ve duygusal bozukluk) veya dışsal etkenlerle (örneğin kültürel farklılıklar, yetersiz ve uygun olmayan öğretim gibi) bir arada görülse de, bu durumların veya etkenlerinin sonucu olarak ortaya çıkmamaktadır (Akt, Moats ve Lyon, 1993).

Özel Öğrenme Güçlüğü DSM IV’te dört grupta incelenir.
1-) Okuma Bozukluğu (Disleksi)
2-) Aritmetik Bozukluğu (Discalculi)
3-) Yazılı Anlatım Bozukluğu (Disgrafi)
4-) Başka türlü adlandırılamayan öğrenme bozuklukları.

Öğrenme Güçlüğü Tanısı Alan Çocuklar
Özel öğrenme güçlüğü tanısı alan çocuklar akademik alanda güçlük yaşarlar. Zeka düzeyleri normal seviyede olmasına rağmen geç öğrenirler, zor algılarlar, kısacası öğrenmekte güçlük çekerler. Yeteneklerini tam anlamıyla ortaya koyamazlar. Bu nedenle genelde sınıf arkadaşlarına oranla derslerde geri kalırlar, dersi takip etmekte zorlanırlar. Ders takibinde zorluk ve öğrenmede güçlük zamanla derslere karşı motivasyonu azaltan bir durum haline gelir. Bunun sonucunda okula ve derslere karşı isteksizlik, ders sırasında huzursuzluk dikkati çeker. Akademik alandaki bu başarısızlıkları ailelerinden ve öğretmenlerinden olumsuz tepkiler almasına sebep olur. Bunun yanında arkadaş grubunda da alay konusu olabilir. Derslerdeki başarısızlığı nedeniyle çevreden olumsuz tepkiler alan çocukların özgüvenleri de azalır. Benlik algıları ile ilgili psikososyal problemler yaşarlar (Elemek, 2008).
Genel görüşe göre; öğrenme bozukluğunun erkeklerde daha sık görüldüğü kabul edilmektedir. Çeşitli yayınlarda erkeklerde 3:1–5:1 oranında daha fazla görüldüğü bildirilmiştir (Korkmazlar, 1992). Ancak son yapılan çalışmalara göre kızlarda da erkeklere yakın bir oranda öğrenme bozukluğunun görüldüğü saptanmıştır (Defries ve Alacorn, 1996; Demir, 2005).

Değerlendirme kimler tarafından gerçekleştirilecektir?
Bu süreçte multidisipliner bir takım rol oynamalıdır. Diğer bir deyişle farklı eğitim ve deneyim süreçlerinden geçmiş olan birden fazla uzman değerlendirmeleri yapmalıdır. Değerlendirmeleri yapacak uzmanların arasında çocuk ve ergen psikiyatristi, klinik psikolog, okul rehber öğretmeni ve sınıf öğretmeni sayılabilir.

Tedavisi
Öğrenme bozukluğunun sağaltımında ilaç tedavisi kullanılmaz, tedavi eğitimle gerçekleşir. Ancak hiperaktivite veya dikkat eksikliği gibi durumların varlığında ilaçla destek sağlanır (Mayo Clinic, 1994).
Öğrenme güçlüğü olan çocuk ve gençlerin eğitimi sadece normal sınıf müfredat programı ve özel derslerle gerçekleşememektedir. Tanı konulup değerlendirme yapıldıktan sonra oluşturulan özel eğitim programıyla ve psikopedagojik yaklaşımla yapılacak eğitsel terapiyle öğrenme gerçekleşebilmektedir. Terapinin başarısı vakanın çok iyi değerlendirilmesine bağlıdır. Psikolojik terapi yapılmazsa öğrenme bozukluğu kendiliğinden düzelmemektedir. Terapinin amacı; her çocuğun ihtiyacı doğrultusunda öğrenme deneyimleri kazanmasını sağlamaktır. Tanı sonucunda özel bir eğitim programı oluşturulur.

Tedavi sırasında uygulanacak psikopedagojik programın ilkeleri:
1-) Sorunla ilgili öncelikle ebeveyni bilgilendirmek.
2-) Çocuğun öğretmenini varsa PDR servisini bilgilendirmek ve işbirliği yapmak.
3-) Yetersiz, sorunlu olan becerileri geliştirici özel eğitim programı hazırlamak, hedefleri saptamak.
4-) Terapi programı uygulanırken adımların küçükten büyüğe, kolaydan zora, yakın hedeflerden uzak hedeflere doğru pekiştirilmesine dikkat etmek.
5-) Geri bildiren, farkına vardıran, düzelttiren bir yaklaşımla çocuğun hatasını fark edip düzeltmesine fırsat vermek.
6-) Anne-babayı, çocuğun öğrenme, ders çalışma, davranış ve alışkanlıklarındaki sorunlarla nasıl baş edecekleri konusunda eğitmek, onlara danışmanlık yapmak.
7-) Öğrenme güçlüğüne eşlik eden benlik saygısı, sosyal beceriler ve duygusal-davranışsal sorunlar için bireysel-grup terapiye yönlendirmek.
Periyodik olarak değerlendirmek, devam eden sorunlar için yeni programlar hazırlayıp yeni hedefler belirlemek.

TELEVİZYON, DİZİLER VE GELECEĞİMİZ OLAN ÇOCUKLAR
Çocuklar ve gençlerin T.V izlemeleri yaptıkları diğer etkinliklerin yanı sıra bir etkinlik olması gerekirken; ülkemiz için neredeyse zorunluluklar dışında yapılan tek keyifli iş gibi algılanmaktadır. Bir çocuk ya da gencin günde 1-2 saat T.V izlemesi yeterlidir. Okuldan arta kalan zamanlarını spora ve müzik- resim gibi hobilere ayırmalıdır. Ancak gündelik hayatta hiç de öyle olmadığı görülmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden birisi çocuk ve gencin anne-babasının da T.V’ye bağımlı olması ve hobilerinin bulunmamasıdır. Çocuk evde neyi görürse ona alışır. Okul öncesi dönem çocukları evde ister anneleriyle, ister büyükanneleri, ister bakıcılarıyla olsun kaderleri T.V başına oturtulmak olmaktadır.
Okulöncesi dönemde çocuk hayalle gerçeği de ayırt edemez. Bir insanın uçtuğunu gördüğünde bu duruma inanır ve kendisinin de uçabileceğini zanneder. Dolayısıyla izlediği programlar üzerinde yanlış etkiler bırakabilir. Bizim toplumumuzda kalabalık ailelerde çocuk ve gençler için yanlış olan bir alışkanlık da yetişkinler için ve yetişkinler dünyasını anlatan dizilerin büyükanne-büyükbaba, anne-baba ve çocuklar hep birlikte izlenmesidir. Oysa bir ailedeki bireyler yaşlarına ve deneyimlerine göre çok farklı algılara sahip olduğundan yetişkinleri olumsuz etkilemeyen diziler çocuk ve genç için travmatik olabilir. Dünyayı güvenilmez algılamasına, korku,endişe ve öfke duyguları geliştirmesine neden olabilir.
Öncelikle sormamız gereken soru ‘Çocuklar ve gençler dizilerden olumsuz etkileniyor mu?’ sorusundan çok ‘Neden bu kadar çok T.V izleme ihtiyacı duyuyor?’ olmalıdır. Anne-babasıyla ve yaşıtlarıyla doyurucu sohbetler yapabilen, zamanını zevkli geçirebileceği hobileri olan çocuk, genç ya da yetişkinler T.V’ ye bu kadar çok takılmazlar.

TV’nin 4 Önemli Zararı :
Amerika Pediatri Akademisi’ne göre, çocukların günde 1, en fazla 2 saatten fazla televizyon izlemesi son derece zararlı Aksi halde bu durum çocuklarda telafisi mümkün olmayan yaralar açıyor Çünkü fazla televizyon izleyen çocuk;
1- Başkalarının çektikleri acı veya sıkıntılara duyarsızlaşıyor
2- Çevrelerine ve çeşitli olaylara karşı bir korku geliştiriyor
3- Başkalarına karşı saldırgan veya zarar verici davranışlar geliştirme eğilimi içine giriyor
4- Sürekli televizyonun karşısında oturduğu için aşırı kilo problemi artıyor

KONUŞMA BECERİSİ: 2 yaş altı çocukların televizyon izlemesi, konuşma becerisini zedeliyor.
İLETİŞİM: Ekran karşısında asosyalleşen çocukların iletişim kurma yeteneği zarar görürken, odaklanma süreleri de kısalıyor.
KELİME DAĞARCIĞI: 6 ila 30 aylık çocukların TV izlemesi, kelime dağarcığını da daraltıyor.
SİNAPTİK BAĞLANTI: Televizyon, beyin nöronlarını ve gürültüyü çeşitli sinyallerden ayırt etmeye yarayan sinaptik bağlantıları öldürüyor.

Çocuklar Ne Kadar TV İzlemeli?
Bir-dört yaş arası: Küçük çocuklar, bir büyükle birlikte televizyon izledikleri zaman bu onlar için çok yararlı olur Çocuğa izlediği program hakkında bilgi verebilirsiniz Çocuk aklına takılan soruları size sorar Küçük çocuğun hiç anlamadığı programları izlemesine izin verilmemeli Unutmayın bize hiç de ürkütücü gelmeyen şeyler çocuklar için büyük bir korku kaynağı olabilir Çocuğun özel korkularının neler olduğunu bilmek, televizyon programı seçimi konusunda size yardımcı olacaktır Oyun çağındaki çocukların yarım saatten fazla televizyon izlemeleri sakıncalıdır Çocuk televizyon izledikten sonra onu hemen yatağına yatırmak hatadır Çocuğun gerçek dünyaya geri dönmesi için ona yarım saat süre tanınmalı
Beş-on iki yaş arası: Şiddet ve cinsellik içeren programları çocukların izlemelerine izin verilmemeliÇocukların izleyebilecekleri programları saptamanız zor olmaz Ancak diğer çocuklar belli bazı dizileri izliyorlarsa, çocuğunuzun bunları izlemesine izin vermek zorunda kalabilirsiniz Arkadaşlarının yanında güç duruma düşmesi olasılığını dikkate almak zorundasınız Bu takdirde çocuğa programın zararları konusunda bilgi vermeniz yerinde olur Çocuklar için hazırlanan programların dışında belgeseller ve öğretici diziler, onlar için yararlıdır Bu yaşlardaki çocukların iki saatten fazla televizyon izlemelerine izin verilmemeli
Genç adayları: Artık çocukluk dönemini geride bıraktıklarını düşünen genç adayları, televizyonda her çeşit programı izlemek isteyeceklerdir Cinsellik ve uyuşturucularla ilgili programlar sırasında genç adayına bilgi vermek gerekir Pembe dizilerde yaşanan olaylar genellikle genç adaylarının ilgisini çeker Onlara dizi kahramanlarından örnekler vererek uyarılarda bulunabilirsiniz Şiddet içeren dizi ve filmleri izleyen genç adaylarına gerçek hayat ile televizyonda izlenenlerin farklı olduğunu anlatmak gerekir Küçük çocuklar gibi yetişkinlik çağına yaklaşanların da büyükleriyle birlikte televizyon izlemelerinde yarar var Çocukların odalarına küçük ekranlı bir televizyon alıcısı yerleştirmek onlara zarar verecektir

Televizyon Dizilerinin Etkileri
Bazı yerli diziler özellikle bol reyting alma problemiyle bol bol acılı sahneler içeren filmler yapıyorlar. Sömürülen küçük çocuklar, üvey anne ya da üvey baba eliyle şiddet gören hayata tutunmaya çalışan ya da tacize uğrayan çocukları anlatan pek çok dizi söz konusu. Pek çok animasyon çocuk filminde kahramanın anne ya da babası ölür bazılarında ikisi de. Çocuk tamamen yalnızdır ve ne yapacağını bilemeden hayata tutunmaya çalışır. Yetiştirme yurduna gitmemek için çaba harcar vs. Çocuk üzgündür. Haliyle izleyen çocuklar da üzgündür. Peki sonra…
Hayatının en hızlı gelişim gösteren ve etkilenmeye en çok açık ilk yıllarını yaşayan çocuklar Türkiye nüfusu içinde önemli bir yer tutmaktadır. Çocukluğun ilk yılları, kişinin yetişkinliğinde ulaşacağı bedensel ve zihinsel düzeyi saptayan, ruhsal ve toplumsal olgunlaşmasını biçimlendiren kritik yıllar olup, erken çocukluk yıllarında sağlıklı büyüme ve psiko-sosyal gelişim, geniş ölçüde çocuğun sosyal çevresiyle birlikte yaşadıklarına bağlıdır. Bu tür filmlerle büyüyen bir çocuk hayatı daima acı olarak görür. Mutsuzdur ya da mutsuz olması gerektiğini düşünür. Çocuklarımız bundan etkilenir ve ileride de toplumumuz etkilenecektir. Bu dizilerin çocuklara etkilerini kısaca ele alırsak;
*Aile içindeki iletişimsizlik çocuğun daha fazla televizyon izlemesine,
izledikçe de olayların çözümü değil daha da karmaşıklaşıp aileye duyduğu öfke ve kızgınlığın farklı yollarla aktarılmasına yol açmaktadır.
*Şiddetin ifadesini kolaylaştırdığı kesindir dizilerin. Öfkesini kontrol edemeyen kahramanlar vurup kırıp birilerini öldürdükçe, toplumda şiddet de son derece kolay ve olması gereken bir olgu olarak kabulleniliyor ki orta öğretimde bir dönem tüm gençlerin Polat Alemdar gibi giyinip onun gibi yürüdükleri, onun gibi yaşamaya çalıştıklarını bilmeyen yoktur.
*Üzüntü ve sıkıntı pek çok çocukta korku olarak geri dönmektedir. Yalnız kalmaktan, toplum içinde birey olamamaktan, şiddetten kaçan bazı çocuklar içine kapanık bir hayat sürebilmektedirler ve bunun etkileri de oldukça çok çeşitlilikte karşımıza çıkmaktadır.
*Okuma alışkanlıklarını yitirip sadece hazır olarak karşımıza getirilen bazı filmleri izlemek kolaya kaçmak, çocuğun zihinsel gelişimini de olumsuz bir biçimde etkilemektedir.
*İletişimi, aile içi ya da arkadaşlık etkilerini de en az indirebilmektedir. Tüm aile akşam bir araya gelip televizyonu açıp dizileri izlediğinde kimse kimseyle konuşma ihtiyacı duymamakta gittikçe yalnızlaşan bireyler meydana gelmektedir.
*Kahraman olarak kabul gören bazı kahramanları çocuklar kendileriyle özdeşleştirmekte onun yaptıklarını da yapmaya çalışmaktadırlar. Kendini Spiderman sanan çocuk 5. kattan atlamış uçacağına inanmış ve ölmüştür.

Çocuklar dizideki sahneleri gerçek algılar ve canlandırmak ister!
Çünkü küçük çocuklarda soyut düşünce gelişmediği için dizideki sahnelerin bir hayal ürünü olduğunu, oyuncuların bunu canlandırdığı algılayamaz. Sahneler çocukların içine işler ve bu sahneleri oyunlarında işler.

Türk Tabipler Birliği Diyor Ki!
Ozan, ayrıca şöyle demiştir: “İlkokul bir ve 2`inci sınıfa giden öğrenciler arasında bile `Flört etme, sevgili değiştirme, sevgiliyi kıskandırma veya sevgiliyi bir başkasının elinden alma` şeklinde senaryo üretilmektedir. Daha ileri yaşları konu alan mesela lisede geçen olayları anlatan dizilerde ise lise talebelerinin alkol alması ve kızlı erkekli gruplar halinde aynı evi paylaşması şeklindeki senaryolar çarpıcı ve özendirici bir şekilde topluma sunulmaktadır. Dolayısıyla televizyon dizileri çocuk istismarına zemin hazırlıyor.

Çocuklarımız Reytingden Çok Daha Önemlidir
Basın yayın dünyasındaki acımasız yarışa bağlı olarak programlar toplumsal etki göz önünde bulundurulmadan yayınlanmakta. Ezeli bir rekabet içinde olan gazete ve televizyonlar çocuklar ve aile üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilecek yayınları hesaba katmadan veriyorlar. Televizyonların aile içerikli sabah programlarında mağdurun açık adresi verilerek aile içi problemlerin ortaya konması etik ve ailede meydana getirebilecek sıkıntılar açısından doğru değildir. Bu tür programlarda aile içi problemler hiç bir gizliliğe dikkat edilmeden yayınlanarak aile içi geçimsizlikler artırılmaktadır. Ailelerin mahrem konuları televizyon yayınlarının konusu olmamalıdır. Bu yayınların toplum üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler telafisi zor olan sonuçlar doğurmaktadır”
Türkiye’de yaşanan hızlı toplumsal değişmenin aile içi gelişmeleri zayıflatmakta, ailesinde sevgi ve saygıdan mahrum olan çocukların şiddet eğilimlerine yönelmesinin kaçınılmaz olmaktadır. Televizyon programları kötü davranışlar yerine iyi ve güzel davranışların yer aldığı sağlıklı rol ve modeller sunmalıdır. Uyumlu, ahlaklı kahramanlar, bilge, önder kişiler çıkartılmalıdır. Para ve reytingin çocuklarımızdan daha değerli olmadığının farkına varılmalıdır.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİNİN ÖNEMİ

Okul öncesi eğitimle çocukların motor, bilişsel, dil, sosyal ve duygusal gelişimleri ile öz bakım becerileri desteklenerek kişilik gelişimleri eğitimin temel hedefleri doğrultusunda güçlendirilir. Ayrıca, ilköğretime hazır bulunuşluklarına katkıda bulunacak bilgi, beceri ve tavırlar kazanmalarına yönelik çalışmalar yapılır.

*Okul öncesi eğitim sayesinde çocuklar eşleştirme, sınıflandırma, gözlem yapma ve tahmin etme gibi bilimsel süreç becerilerini kazanırlar.
*Kitapları incelemek, boyama ve çizimler yapmak, yetişkine duygu ve düşüncelerini yazdırmak gibi faaliyetler dikkat, algı ve bellek gibi bilişsel süreçleri destekleyerek erken okuma ve yazma yetilerinin gelişmesine yardımcı olur.
*Bu dönemde çocukların sözcük dağarcığı gelişir. Kendi görüşlerini ve düşüncelerini ifade ederken dili etkili bir şekilde kullanırlar.
*Okul öncesi eğitim süresince çocuklar ilköğretime hazırlanırken, paylaşmayı, işbirliğini, sosyalleşmeyi ve birlikte çalışmayı öğrenirler. Ayrıca arkadaşlarıyla çatışmaları ve ilişkilerinde ortaya çıkan sorunları çözümlemeyi, kendini nasıl ve ne zaman koruyacağını ve diğer çocukların hakkına saygı duymayı da öğrenirler.
*Katlama, boyama, kesme, kalem kullanma gibi etkinliklerin yapılması sonucu çocukların ince kas hareket becerileri gelişir. Koşma, zıplama, tırmanma gibi etkinliklerin yapılmasıyla da kaba hareket işlevleri kullanılır ve gelişir.
*Eğitim programında yer alan atlama, boyama, kesme, kalem kullanma gibi etkinliklerin yapılması sonucu çocukların ince kas hareket becerileri gelişir. Koşma, zıplama, tırmanma gibi etkinliklerin yapılmasıyla da kaba hareket işlevleri kullanılır ve gelişir.
*Okul öncesi eğitim ile çocuklar kendi bakımlarını yapabilme, sorumluluk alabilme ve yaşam becerisi edinme alanlarında gelişirler.
*Alan gezileri, çocukların araştırma yapma, problem çözme ve olayı yerinde gözlemlemelerini sağlayan, yaşadıkları çevreyi tanımalarına yardımcı olan ve aynı zamanda kavramları öğrenmelerine ortam sağlayan etkinliklerdir.
*Erken yaşlarda başlayan eğitim, çocuğun gelişimi için çok önemlidir. Bebeklik döneminden itibaren sunulan nitelikli kreş ve anaokulu ortamları bu yüzden değerlidir. Aileler, olanakları ölçüsünde çocuklarının bu ortamlara katılımını sağlarlarsa, çocuğun kazanımı artar.

ÇOCUKLARDA ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ

Özgüven şu kavramlarla tanımlanabilir: fikirlerini kabul ettirmek, iyimserlik, istekli olmak, sevgi, gurur, bağımsızlık, güven, eleştirilere açık olmak, duygusal olgunluk ve kapasitesini doğru değerlendirme becerisine sahip olmak.

Özgüven Eksikliği Nasıl Gelişir?
Aşağılık duygusu, umutsuzluk gibi duyguları, genellikle evde, okulda veya işte yaşadığımız kimi olumsuz yaşam deneyimlerinden sonra ortaya çıkar. Örneğin, siz büyüme aşamasındayken, ebeveynleriniz size sağlıklı ve destekleyici bir çevre sağlayamamış olabilir. Size karşı çok eleştirel, talepkar ve/veya aşırı koruyucu olabilirler. Sonuç olarak, kendiniz hakkında olumsuz düşünmeye başlarsınız.

Özgüveninizi Nasıl Arttırırsınız?
Kendiniz hakkında olumlu düşünün.
Gerçekçi olan ve beklentilerinizi karşılayan hedefler belirleyin. Makul seviyede hedefler belirleyin ki, böylece başardığınız şeyler, başta ulaşmayı düşündüğünüz hedeflerlere yakın olsun. Bu durum, özgüveninizi ve kendinizle ilgili memnuniyetinizi destekler. Psikolojinin öncülerinden William James şöyle der: ? Kendinden memnun olmak = Ne başardığımız / Başarmayı hedeflediğimiz şey ?
Bir şey başardığınızda kendinizle gurur duyun ve kendinizi ödüllendirin.
Kötü veya üzücü bir şey olduğunda, olumsuz düşüncelerinizin farkına varın. Tamamen duygularınızla hareket etmek yerine, içinde bulunduğunuz durum hakkında mantıklı olarak düşünün.
Zayıf taraflarınız yerine, güçlü taraflarınıza ağırlık verin. Belirli konularda, diğerlerine göre daha becerikli ve iddialı olduğunuzun ve hayatınızın her alanında mükemmel olmanın imkansız bir şey olduğunun farkına varın.
Yaptığınız ve başardığınız şeyleri sadece şansa bağlamayın. Bunun yerine, kişisel başarılarınız için kendinizle de gurur duyun.

ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUK
Hemen hemen bütün anne babalara göre çocukları gayet akıllıdır. Peki çocuğunuzun üstün zekalı olduğunu nasıl anlarsınız? Küçük çocukların kurduğu cümleler ya da davranışları onun ne kadar zeki olduğu hakkında fikir verebilir.
Dahi çocuk içtiği meyve suyundan bile belli olur
Her anne, çocuğunu dikkatle inceleyip ondaki farklılıkları yakalamak ister. Bunun temelinde kendisi için özel olan çocuğunun herkes için de özel olması arzusu yatar. Bazı çocuklar gerçekten diğerlerinden daha farklı olabiliyor. Bazılarını da biz farklı sanıyoruz, çükü çocukların neler yapabileceğini bilemiyoruz. Çok fazla ve değişik uyarıcılarla yetişen çocuklar, eski dönem çocuklarına nazaran çok daha çabuk gelişiyorlar. Değişik oyuncaklar, kitaplar, bilgisayar ve televizyon sayesinde pek çok şeyi önceden görüyorlar. Bu uyarılardan bazılarının olumsuz etkilerinin yanı sıra çocuklara kazandırdıkları da oluyor şüphesiz.
SİNYALLERİ TAKİP EDİN
Sizin de 2-3 yaşındaki çocuğunuz diğerlerinden farklı mı? Farklı ise hangi alanda daha yetenekli? İşte bu sorulara cevap vermenizi sağlayacak birtakım notlar:
* Artistik becerilerini ya da sayılarla arasını takip edin. Olması gerektiğinden daha fazla realist resimler çiziyorsa ya da basit matematik işlemlerini kafasında yapabiliyorsa, çocuğunuzda biraz farklılık olduğunu düşünebilirsiniz.
* Konuşma ve yabancı dil konusunda hızlı bir gelişim kaydedebilir. Yeni konuşmaya başlamış olsa bile kelime haznesi çok çabuk genişler. Fazla kelimeden cümleler kurmaya başlarlar.
* Çok meraklı ise ve sürekli sorular soruyorsa… Gerçi 3 yaş, çocukların bol soru sormaya başladığı bir dönemdir ama özel çocukların soruları hiçbir zaman bitmez.
* Hiperaktif değillerdir ama son derece hareketli çocuklardır. Aradaki fark da şurada: Hiperaktif olan çocuklar çok hareketlidir ama konsantrasyon zorluğu çekerler ve bir şeye çok kısa süre dikkat gösterirler. Ama bu çocuklar çok hareketli olsalar bile uzun süreli dikkat bütünlüğü sağlayabilirler. Hatta çok ilgili oldukları bir konu ile ciddi bir süre ilgili kalırlar.
* Geniş, karışık ama çarpıcı hayal güçleri vardır. Ve bu özellikleri sayesinde çevrelerinde kendileri gibi çocukları bulur, onlarla diğerlerine nazaran daha yakın olurlar.
* Her çocuğun yaşadığı gelişim aşamalarını çok daha hızlı yaşarlar.
* Kitap, televizyon ya da filmlerden öğrendikleri bilgileri unutmazlar, aksine her zaman hatırlar ve bu bilgileri kullanırlar. Hatta siz, çocuğunuzun bu bilgiyi nereden, nasıl edindiğini bilemezsiniz bile…
ÖĞRENME ZORLUĞU ÇEKEBİLİR
Uzmanlar 3 yaşından itibaren çocuklara zeka testinin yapılabileceğini söylüyor. Ancak elde edilen sonuçların kesinliği yok. Daha doğru sonuçlar elde etmek için 5 yaşın beklenmesi gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar çok zeki ya da özel yetenekleri olan çocuklar arasında da öğrenme zorluğu çekenlerin olduğuna dikkat çekiyorlar. Dolayısı ile özel çocuk olmak demek mutlaka her alanda her şeyi çok çabuk kavrayıp yapabilmek anlamına gelmiyor.
BİLGİSİNE SAYGI GÖSTERİN
* Onların çocuk olduklarını unutmayın. Diğer çocuklar neye ihtiyaç duyuyorsa, onlar da ihtiyaç duyar. Karşılaştığı bazı sorunlarda yol gösterici olunmalı, doğru yönlendirilmelidir.
* Mutluluk için tutarlılık şart. Aile içindeki ana-baba arasındaki tutarlılık, sağlıklı gelişim için en önemli etkendir.
* Çocuklarınıza değerli bir ödül verin: Onlara zaman ayırın. Çocuklar fikirlerini, düşüncelerini, projelerini paylaşacakları anne-babaya ihtiyaç duyarlar. Toplumsal normlara göre çocuğunuzu yargılamayın, ona yol gösterici olun.
* Çocuğunuza baskı yapmayın. Sorduğu sorularla ilgili olarak, nasihat etmeyin. Sorularına karşılık cevabı araştıracağınızı söylemelisiniz.
DESTEKLEYİN
* Çocuğunuzu kendini geliştirmesi için teşvik edin. Var olan yeteneklerini geliştirmek, zihinsel faaliyetlerini artırabilmek için; yeteneğine uygun kitaplar alın, geziler yapın, sergilere gidin.
* Destekleyici olun, hobilerini keşfetmek için fırsatlar yaratın.
* Küçümseyici sorular sormaktan ve yanlış tutumdan kaçının. Hayal ürünü, sıra dışı, hayali oyun arkadaşı, olağandışı zihinsel işlemler karşısında doğrudan ya da dolaylı yoldan olumsuz tavırlardan kaçının.
* Çocuğun bilgisine saygı duyun.
ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUĞU NASIL TANIRSINIZ?

Fiziksel özellikler
Fiziksel gelişim ve sağlığı diğer çocuklardan daha iyidir. Çok enerjiktir. Aşırı duyarlı sinir sistemine sahip olması, normal yaşıtlarına oranla daha fazla hareketli olmasına yol açar. Bebeklerde battaniyeleri üzerinden atma, giyim eşyalarındaki etiketlerden rahatsız olma, altlarının ıslanmasına ve gürültüye aşırı tepki gösterme şeklinde kendini belli eder. İki ayrı fabrikanın ürettiği meyve suyu arasındaki farkı hemen anlar.

Sosyal gelişim özellikleri
Kendisinden büyük çocuklarla karmaşık oyunlar oynamak ister. Karşısındakilerin duygu, düşünce ve isteklerini tahmin edebilir. Lider olma özelliği vardır. Espri yeteneği gelişmiştir.

Kişilik özellikleri
Bağımsız olma özelliği gösterir. Eline yeni bir oyuncak verdiğinizde saatlerce o oyuncakla ilgilenebilir. Yaşamındaki olayları denetim altına alabileceğine inanır, kaderci değildir. Özgüveni yüksektir. Aşırı duygusal olabilir. Nesli yok olabilecek türler, enerji kaynaklarının azalması, kirliliğin artması gibi sorunlara aşırı duyarlıdır.

Zihinsel özellikler
Kolay ezberleyip, bu bilgileri uzun süre hafızasında saklayabilir. Kelime haznesi geniştir. Erken konuşmaya başlar. İki kelimeli cümleleri yaşıtları iki yaşında söyleyebilirken; o, bir yaşında söyleyebilir.

1- Muhakeme becerisi iyi.
2- Hızlı öğrenir.
3- Çok geniş kelime hazinesi vardır.
4- Mükemmel bir hafızası vardır.
5- Eğer isterse, ilgileniyorsa, çok uzun süre dikkatini odaklayabilir.
6- Duyarlıdır. Oldukça kolay kırılır. Örnek, Afrika’daki fakir çocukları görünce üzülür ve bir şey yapmak ister.
7- Mükemmelliyetçiliğe yatkınlığı vardır. Her şeyi dört dörtlük yapmak ister.
8- İlgi alanı bulduğu zaman kendini bir işe adar.
9- Ahlaki açıdan hassastır.
10- Çok meraklıdır, çok sorar.
11- İlgi duyduğu alanlara karşı uzun süre boyunca ilgi gösterir.
12- Enerji düzeyi yüksektir.
13- Büyük çocukları veya yetişkinleri tercih eder.
14- İlgi alanlarının geniş bir yelpazesi vardır.
15- Mizah duygusu gelişmiştir. İnsanları güldürür, komik resimler çizer.
16- Okumaya erken başlamıştır.
17- Adalet duygusu güçlüdür. Hem kendi hem başkasına karşı.
18- Yaşına göre olgundur.
19- Keskin gözlem becerilerine sahiptir. Örneğin bir insan veya çevredeki yeniliği hemen fark eder.
20- Hayal kurma gücüne sahiptir.
21- Çok yaratıcıdır.
22- Sorgulamaları çok kuvvetlidir. Örnek: İnsan ölünce ne olur gibi sorular sorar.
23- Sayıları sever.
24- Bulmacalarda / puzzle çözmede iyidir.
Bu sorulardan 19’una “Evet” çıkan çocukların yüzde 84’ünün IQ’su 120’den daha yüksek demektir. Bu durumda bir uzmana gitmek lazım. Ayrıca bu çocukların yüzde 95’inden fazlası en azından bir yetenek alanında ileri düzeyde başarılıdır.